Askeri sanayi sermayesine geniş ve karlı yatırım imkanları sağlamak.

NATO zirvesi Ankara’nın “cömert ev sahipliğinde” tamamlandı. (Bu arada “evin” huzurunun bozulmaması için de protesto ihtimallerine karşı operasyonlarla yüzlerce muhalif kişi gözaltına alındı).
“NATO 3.0” ambalajıyla sunulan yeni döneme dair açıkça dile getirilenler dışında kuşkusuz gizli birçok mutabakat da sağlanmıştır. Gizli olanların uzun süre gizli kalacaklarını sanmıyorum, uygulama alanında açığa çıkarlar. Duyurulan kararlara bakarak uygulama esnasında nelere ihtiyaç duyulabileceği üzerinden gizli mutabakatlar konusunda tahminler yürütülebilir.
“Askeri-sanayi kompleksine karşı uyarı“
ABD’nin 34. Başkanı Eisenhower, 1961’de görevi Kennedy’e devrederken okuduğu veda mektubunda “askeri-sanayi kompleksi”ne karşı yurttaşları uyanık olmaya çağırır. Aslında konuşmanın ilk taslağında “military–industrial–congressional complex (Askeri-Sınai-Politik kompleks)” şeklinde Kongre’yi de içerir ama politik nedenlerden dolayı kongre ifadesini çıkartır. Mektubunda askeri-sanayi kompleks’in (işbirliğinin) yönetimi etkisi altına alarak politikayı belirlemesinin, “haksız taleplerinin” Amerikan toplumu aleyhine yaratacağı sakıncalara işaret eder *.
Arjantin’in (müteveffa) başkanı Nestor Kirchner, 2010’da yönetmen Oliver Stone’a, George W. Bush’un bir toplantıda kendisine, ‘’Ekonomiyi düzeltmenin en iyi yolu savaştır’’ dediğini aktarır**. Eisenhower’ın kaygısı gerçek olmuştur. Finans kapital-savaş endüstrisi işbirliği ABD’nin politikasını belirleyecek güçtedir. Demagojik maksatla “savunma sanayi” olarak adlandırılan savaş sanayii emperyalist siyaseti belirlemekte baş rolü oynamaktadır.
ABD en büyük silah üreticisi
SIPRI (Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü) verilerine göre 2024 yılında dünya çapında en yüksek askeri harcamaya sahip ülkeler şöyle sıralanıyor: ABD 997 milyar dolar ile küresel harcamanın yüzde 37’si ile ardından gelen 9 ülke kadar askeri harcama yapıyor. Çin 314 milyar dolar ile küresel silah harcamalarının yüzde 12’sini; Rusya 149 Milyar dolar ile % 5.5’ini; Almanya 88.5 milyar dolar ile % 3.3’ünü, Hindistan 86.1 milyar dolar ile %3.2’sini; Birleşik Krallık 81.8 milyar dolar ile %3’ünü;Suudi Arabistan 80.3 ile %3’ünü; Ukrayna 64.7 milyar dolar ile %2.4’nü; Fransa 64.7 ile %2.4’ünü yapıyor. ABD en yüksek askeri harcamaya sahip olmasına rağmen GSYİH’nın %3.4’ünü, Çin 1.7’sini harcarken savaşa sürüklenen Ukrayna GSYİH’nın %34’ünü ve 12.sıradaki İsrail ise GSYİH’nın %8.8’ini harcıyor. 2000’den sonraki 20 yılda dünya çapındaki silah harcamaları iki katına çıkarak 2 trilyon dolara ulaşmıştır. ABD ve Çin’in payları artmaya devam ediyor. Dünya silah tüketiminin %43’ünü ABD karşılıyor, silah satışı da ardından gelen 9 ülkenin toplamına denk geliyor***.

NATO ülkelerinin askeri harcamalarının ortalaması ülkelerin GSYH’nın yüzde 2’nin biraz altında. ABD bu harcama oranını yüzde 5’e çıkarılmasını istiyor. NATO’nun 2024 askeri harcaması 1506 milyar dolardır. ABD dışındaki NATO üyesi ülkelerin harcamaları ise 509 milyar dolardı****. ABD’nin istediği artış olduğunda bu rakam iki buçuk katına, 1272,5 milyar dolar gibi devasa bir seviyeye çıkacaktır.
NATO zirvesinden önce Genel Sekreter Rutte, Washington Post’a yazdığı makalede, Avrupa’nın savunma harcamalarının halihazırda 195 bin Amerikalıya istihdam sağladığını, 2025’te 54 milyar dolarlık sipariş verildiğini ve 300 milyar dolarlık yeni alımların da yolda olduğunu yazdı*****.
Pamuk eller halkın cebine
Kanımca, NATO 3.0’n en tartışmasız adımı savunma harcamalarını ve askeri sanayi kapasitelerini artırma görevini temel stratejisi haline getirerek, finans kapitale oldukça geniş yatırım imkanları yaratmıştır.
Erdoğan ise, askeri harcamalara/savaş sanayiine ayrılan payın GSYH’nın yüzde 5’ine 2035’ten 5 yıl önce ulaşacağını beyan ediyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bu hıza uygun olarak, yenilikçi savunma teknolojilerinin geliştirilmesi ve seri üretime kazandırılması için toplam 5 milyar dolarlık destek paketi ile yatırımlara; %60’a varan vergi teşviki, %20 hibe ve uygun koşullu finansman imkanları sağlanacağını duyurmuştur******.
En kısa biçimde özetlemeye çalıştığım bu stratejinin uygulanması için gereken kaynak gökten inmeyecekse doğrudan sonucu sosyal harcamalardan kısılarak sağlanacak. Bu sınıflar arası uçurumu Türkiye’de olduğu gibi tüm Avrupa’da büyüteceği gibi sınıf çatışmalarını da tetiklemeye adaydır.
Sonuç bildirisinde de “Savunma sanayii üretim kapasitesini genişletmeyi ve inovasyonu hızlandırmak için sektörle birlikte çalışmayı taahhüt ediyoruz. Müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerini kaldırmaya ve NATO ortaklıklarını savunma sanayi iş birliğini derinleştirmek amacıyla kullanmaya devam edeceğiz” kararı ile savaş sanayi sermayesinin istekleri açıkça yer almış.
“Müttefikler, İran’ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineler ve İran’a Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisine tam olarak saygı gösterme çağrısında bulunur” kararıyla da ABD, NATO’nun önüne İran savaşı sürecinde askeri, ekonomik, siyasi tüm alanlarda kendisini desteklemek görevini koymuş görünüyor. Türkiye’nin İran’la komşu olduğu düşünülürse, turpun büyüğünün Türkiye’ye ikram edildiği ortadadır. Trump ilk adımı, İran’la anlaşmayı bozduğunu ve saldıracağını Türkiye’den açıklayarak, Erdoğan’a dayatmış görünüyor. Erdoğan’ın ise 3-5 yıl daha iktidarda kalmaya yetecek bir destek karşılığında özel isteklere “OK” deyip demediğini, yakında anlarız.
ABD’nin son yıllardaki tutumlarına bakıldığında NATO 3.0’ı emperyalist politikalarının ortağından çok yedek kuvveti olarak konumlandırmak istediği açıktır. Avrupa ülkelerinin bu pozisyonu reddedebilmek için gerekli olan askeri harcamaları karşılayabilmeleri yaratacağı sosyal çöküşten dolayı kısa vadede kolay görünmüyor. Örneğin, Almanya’nın askeri harcamalarını 10 mislinden fazla arttırarak GSYH’nın yüzde 35 civarına çıkarması gerekir ki bu hem mümkün değil, hem de yılların farkını kapatmasına da yetmez. Ayrıca savaş teknolojisi açısından da ABD açık ara önde görünüyor.
Mahşerin üç atlısı
NATO zirvesi öncesi, protestoları önlemek üzere yapılan gözaltı ve tutuklamalar, zirvenin huzuru nedeniyle olduğunu sanmıyorum. 2004’te İstanbul’da yapılan zirvede çok daha güçlü protestolar olmasına karşın, toplantının huzurunu kaçırdığını söylemek pek mümkün değil. Daha zayıf olacağı belli protestoları önlemek konusunda iktidarın gösterdiği abartılı çabanın arkasında yatan asıl nedenin, Amerikancılığın sol tarafından teşhir edilmesinin, Erdoğan’ın tabanında yaratacağı etki olduğunu düşünüyorum. Gazze soykırımı konusunda ABD’nin İsrail kadar sorumlu olduğu kamuoyunda hakim kanaat haline gelmişken, solun antiemperyalist protestoları AKP’yi kendi tabanı karşısında zor durumda bırakması pek güçlü bir olasılıktı. Kısacası protestoların içerdeki etkisinden duyulan korku nedeniyledir bunca baskı ve telaş.
Finans kapital-askeri sanayi-politika kompleksinin dünya siyasetindeki belirleyiciliği savaş atmosferini süreklileştirirken emekçi sınıfları ve ezilen halkları daha fazla yoksullaştıracağı ve otoriter-faşist rejimleri göreve koşmaya devam edeceği ortadadır. Mahşerin üç atlısı dört nala dünyayı dolaşıyor: savaş, yoksulluk ve faşizm. Savaş, yoksullaştırma ve faşizm tüm dünya halklarının daha fazla ortak derdi haline geliyor.
————————
* https://www.npr.org/2011/01/17/132942244/ikes-warning-of-military-expansion-50-years-later
** https://amerikabulteni.com/2016/01/18/baskan-eisenhowerin-tarihe-gecen-konusmasi/
*** SIPRI, chrome extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.sipri.org/sites/default/files/2025-03/fs_2503_at_2024_0.pdf indirilme 06/10/2025
SIPRI, https://www.sipri.org/publications/2025/sipri-fact-sheets/trends-world-military-expenditure-2024?utm_source=chatgpt.com indirilme 06/10/2015
**** Avrupa ve Orta Doğu harcamalarının artışıyla küresel askeri harcamalarda eşi benzeri görülmemiş artış | SIPRI
***** https://www.indyturk.com/node/779559/d%C3%BCnya/rutte-nato-30-y%C3%BCkseliyor-ve-abdden-ihracat-yap%C4%B1yor
****** https://www.trthaber.com/haber/gundem/nato-ulkelerinin-istahini-kabartacak-yatirim-cagrisi-950510.html
Yorum bırakın