BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ!

Samut Karabulut 06/07/2026

Sloganın mesajının üzerinde duralım biraz. Slogan iki yönlü bir önerme içeriyor: (a) birleşirsek kazanacağız ve (b) kazanmak için birleşmemiz lazım. Olumsuz açıdan ele alırsak “birleşmezsek kazanamayız!”.

Geçtiğimiz Cuma günü komedyen Deniz Göktaş’ın adliyeye çıkarılması nedeniyle Çağlayan adliyesinin önünde çok sayıda sol grup, ortaklaşa basın açıklaması yapıyordu. En sık ve en güçlü atılan slogan ise “birleşe birleşe kazanacağız” idi. Hangi gruplar olduğunu tek tek saymayayım aşağıdaki fotoğrafa bakıldığında bayrakları görünüyor. Aslında bu slogan birkaç yıldır atılıyordu. Deniz Göktaş’la dayanışma esnasında atılması bu konu üzerine yeniden* yazmaya motive etti.  

Sloganın mesajının üzerinde duralım biraz. Slogan iki yönlü bir önerme içeriyor: (a) birleşirsek kazanacağız ve (b) kazanmak için birleşmemiz lazım. Olumsuz açıdan ele alırsak “birleşmezsek kazanamayız!”.

Daha iyi anlatabilmek için “direne direne kazanacağız” sloganı ile karşılaştıralım.

“Direne direne kazanacağız” sloganında “direnme” eylemi bir rakibe karşıdır ve direnme fiilinin gerçekleştirilebilmesi rakibin direnişi kırma gücüne de bağlıdır. Başarılı ve başarısız bir dizi direniş sonucunda gelecek zamanda kazancağız, iddiasını taşımaktadır. Özne (biz) ile nesne (egemenler) arasında çatışma vardır.

“Birleşe birleşe kazanacağız” sloganındaki “birleşme” eylemi ise bir rakibe karşı değil, bir veya birçok müttefike dönük davettir. Ve olayımızda davetler karşılıklıdır, herkes öznedir.   

Slogan kime sesleniyor? Sol örgütlere ve sol muhalif kitlelere. Olayımızda bu davet karşılıklıdır. Ancak yıllardır bu önerme sıkça dile getirilmesine rağmen bu doğrultuda atılabilmiş adımlar olmaması siyasetin ironisi midir? 

Polemik olsun diye sözü “kazanmak istenilmediği için birleşilmiyor” noktasına çekmek istemiyorum ancak kazanma girişiminin bedelleri de hafifsenemez.

Deniz Göktaş’ın davasıyla dayanışma vesilesiyle konuya girdiğim için, onun Fatih Altaylı ile söyleşisinde kullandığı bir cümle, durumu mizaha başvurmadan özetliyor: “Herkes küçük zaferlerin peşinden koşuyor”.

Gündelik aktivitelerle, bu aktiviteler içinde kendini anlamlandırmayla yetinerek, çok ender olmakla birlikte bazen de küçük zaferler kazanarak, hatta hiç yenilmeyerek ya da yenileceği mücadelelere girmekten imtina ederek hayata devam edilebiliyor.

Sonuçta Deniz Göktaş veya başka bir “kahraman”ın toplumda yarattığına benzer veya yakın bir etki yaratamayan bir sol-sosyalist hareket tablosu ortaya çıkıyor.

Karşı karşıya bulunduğumuz konunun esası faşizme karşı mücadele ve faşizmin yenilgiye uğratılmasıdır. Alternatif siyasal bir güç odağı yaratılmadıkça faşizmin yenilgiye uğratılamayacağı çok açık. Ne parça parça direnişler bir potada birikir ne de faşizme karşı bir zafer kazanılabilir. Faşizmin, örgütlendirilmiş halk kitlelerinin hareketi ile yenileceğine inanan biz-sosyalistler bir güç odağı yaratamadığımız, faşizmi yenebilecek bir imkana dönüşemediğimiz sürece, halkın başka imkanlara gözlerini dikmeleri, kulaklarını açmaları (bugün olduğu gibi) kaçınılmazdır.

Solun, antifaşist kesimlerin birliği ise illa ki örgütlerin kendini feshetmesini ve her konuda ideolojik birliğini gerektirmez. İsteyenin varlığını sürdürdüğü bir ortak mücadele zemini, eski ve bilinen adıyla ortak mücadele cephesi yaratılabilir.

Faşizmi yenilgiye uğratacak ortak bir mücadele zemini ise politik bir programı da gerektirir ki bugünlerde herkesin benzer şeyler söyleyip, benzer şeyler yaptığını düşünürsek, ortak program zor olmasa gerektir.

Antifaşist hiçbir kesimi ve hiçbir yöntemi dışlamadan, tüm kesimler ve yöntemler bir program içinde senkronize edilebilirler. Herhangi bir yönteme burun kıvrıldığında bilinmelidir ki antifaşist kesimlerin bir kısmı mücadelenin dışına itilmiş olacaktır**.

Ve bir deneyimden aktarırsak: “Faşizme karşı mücadele akademik egzersiz konusu değildir” (Faşizm Üzerine Dersler, Togliatti) fiili mücadele konusudur.

——————–

* 2018’den bu yana faşizme karşı ortak/birleşik mücadele üzerine yazılarımın ilkine “Testi Kırılmadan Önce-2  https://devrimdusu.com/2024/08/22/testi-kirilmadan-once-2/ ” olmak üzere bu blogdan ulaşabilirsiniz.

**Birebir taklit edilmesi doğru olmasa da Kürt siyasal hareketinin çeşitli ittifaklar oluştururken “küçük, büyük” demeden herkesi kapsamaya çalışmasındaki anlayış incelenebilir.

Yorum bırakın