Halkları Köleleştiren Savaşlara Hayır!

TÜRKİYE’DE BARIŞ ORTADOĞU’DA BARIŞ

1 Eylül vesilesiyle Esenyurt Dayanışması bileşenleri CHP, DEM Parti, ESP, TİP ilçe örgütleri ve Esenyurt HALKEVİ’nin ortak BARIŞ açıklaması

Barış’ın önemini ve barışa kimlerin gerçekten ihtiyaç duyduğunu bir kez daha hatırlatmak için 1 Eylül’ün tarihine bakmak anlamlı olacaktır. 1 Eylül Dünya Barış Günü emekçi halkların, işçi sınıfının, sosyalistlerin evrensel barış mücadelesi görevini hatırlatmak üzere gündeme getirdikleri bir gündür. 1981 yılına kadar yalnızca sosyalist ülkeler ve dünyadaki işçi-emekçi örgütleri tarafından barış günü kutlanmıştır. 1 Eylül tarihinin seçilmesinin nedeni ise Almanya’nın Polonya’yı işgaliyle başlayan ikinci emperyalist paylaşım savaşına karşı emekçi halkların enternasyonalist barış talebini gündemde tutmaktır. Yani 1 Eylül emperyalizme, faşizme, savaşa, şovenizme, milliyetçiliğe karşı barış için mücadele görevini vurgulama günüdür.  

İşçi-emekçi örgütleri yıllarca engellemelere, yasaklamalara rağmen barış gününü kutladılar. Savaşın kapitalistlerin, emperyalistlerin çıkarına olduğunu, emekçilerin çıkarının barışta olduğunu anlattılar.

Bugün bir kez daha ilericiler, demokratlar, devrimciler, sosyalistler, emekten yana örgütler, partiler olarak barış talebini dile getiriyoruz. Emperyalist işgale, kapitalist sömürüye karşı direnişler dışındaki savaşların halkların çıkarlarına olmadığını haykırıyoruz.

Barışın ancak barış, özgürlük, eşitlik, refah içinde yaşamak isteyen halkların mücadelesiyle kazanılacağını söylüyoruz. Emperyalistlerin, sömürgecilerin dilindeki “barışın” ise halklara diz çöktüren bir şey olduğunu ve güvenilemeyeceğini haykırıyoruz. Onların barışının ne menem bir şey olduğunu petrol için Ortadoğu’nun kan gölüne çevrilmesinde, soykırımla boşaltacakları Gazze’yi turistik ticarethaneye çevirme hesaplarında, Ukrayna’nın savaşa sürüklenerek değerli yer altı kaynaklarına el konulmasında görüyoruz. Ezcümle emperyalistlerin barışı Filistin soykırımını destekleyen Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren barıştır ve bunu barış saymak mümkün değildir.     

Dünyada da, Ortadoğu’da da, ülkemizde de barışın sağlanmasının yolunun milliyetçi, şoven, faşist, dinci ideolojilere karşı halkların kardeşliğini savunmaktan geçtiğini haykırıyoruz. Irak’ta, Lübnan’da, Suriye’de, Yemen’de, Libya’da ve diğer ülkelerde yaşanan çatışmalar halklar arasındaki çıkar çatışması değil, emperyalistlerin eseridir. Halklar arasında kolaylıkla çözülebilecek sorunlar, emperyalistlerin ve AKP benzeri işbirlikçi iktidarların müdahaleleriyle bitmeyen çatışmalara dönüştürülüyor.   

Kürt Sorununun çözülmemesinde ısrar edilmesi kırk yıldır süren, kırk bini aşan insanımızın hayatına mal olan bir çatışma yaşatmıştır. Çekilen diğer acılar saymakla bitmez. Siyasi iktidarlar Kürt Sorununun barışçıl demokratik yollarla çözümünü, kendi siyasi çıkarlarına feda etmişlerdir.  Bugün yeniden gündeme getirilen “çözüm” sürecinin de siyasi ve askeri hesaplara kurban edilmemesi gerekir.

Bizler, çatışmasızlığın siyasi hesaplara feda edilmemesini, gerçek bir barışın sağlanmasını istiyoruz. Silahlarla, baskıyla, şiddetle sağlanan bir çatışmasızlık değil, eşitlikle, demokrasiyle, özgürlüklerle güvenceye alınmış bir barış istiyoruz.

Savaş adaletsizlik getirir. İşçilerin, emekçilerin baskı altına alınmasını getirir. Yoksulluk getirir.

Demokrasi olmadan barış olmaz; barış olmadan demokrasi olmaz. Adalet ve eşitlik olmadan da ne demokrasi ne de barış olur.

Kürt Sorununun çözümü siyasal iktidarı ellerinde bulunduranların insafına bırakılamaz. Birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan barış, adalet, demokrasi ve Kürt Sorununun barışçıl çözümü açlık sınırında yaşamaya zorlanan emeklinin, asgari ücretli işçinin meselesidir. İşsizliğe mahkum edilen gençlerin, şiddete uğrayan kadınların, hakkını aradığı için polis şiddetine maruz kalan işçinin meselesidir. Evleri, tapulu zeytinlikleri rezerv alanı ilan edilerek elinden alınan insanlarımızın meselesidir. Her gün yüz yüze yaşadıkları şeriatçı, faşist tehdide karşı eşit yurttaşlık ve laik ülke talep eden Alevilerin meselesidir. Seçme ve seçilme hakları yok edilerek seçtikleri milletvekilleri ve seçtikleri belediye başkanlarının yerine kayyım atanıp hapse atılan yurttaşların meselesidir. Kısacası Kürt, Türk, Alevi, Sünni tüm yurttaşlarımızın meselesidir. Filistin’de, Suriye’de, Ortadoğu’da barış da öyle.  

O nedenle;

Barış hemen şimdi diyoruz

Adalet hemen şimdi diyoruz

Demokrasi hemen şimdi diyoruz.

Bütün emekçi halklarımızı da barış, adalet, demokrasi mücadelemize katılmaya çağırıyoruz.    

Yorum bırakın