Saldırıda kullanılan kişinin profili, verilen mesajın iddiasının büyüklüğünü gösteriyor: Bu yalnızca bir uyarıydı, isteseydik öldürtürdük, elimizde saldırılarda kullanabileceğimiz bu profilde çok sayıda cani var.

Devletin başı CB Erdoğan’ın “Bakalım cumhurbaşkanlığı hevesi yolunda daha kaç CHP’li telef olup gidecek” demecinin tartışmaları sıcaklığını korurken Özgür Özel Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreninde yumruklu saldırıya uğradı. Ö. Özel, Erdoğan’ın kendisini arayarak geçmiş olsun dileğinde bulunmasını “telef” sözünün geri alınması olarak değerlendirdiğini söyledi. Oysa telefat devam ediyor. “Allah fukarayı sevindirmek isterse eşeğini önce kaybettirir, sonra buldurur” diye bir söz vardır. Bu olayda eşek buldurulmadığı için sevinmenin yeri olmadığını düşünüyorum. İmamoğlu ve çok sayıda yönetici hala içerdedir ve operasyonlar daha da çirkinleşerek devam ediyor (teşbihte hata olmaz ama yine de belirteyim, bu vecizede eşek küçümseme metaforu değildir).
Özgür Özel’e saldırının siyasal kodları
Saldırı Kıbrıs’tan iktidarın tepelerine uzanan devasa kara para ve yolsuzluk ifşaatlarının ve ifşaatları yapan Cemil Önal’ın öldürülerek susturulmasının ardından geldi ve Kıbrıs gündemini gerilere düşürdü (Kıbrıs denince ilk akla gelen şeylerin başında kara para, yolsuzluk ve kontrgerillanın finansmanı gelir).
Özel’e saldırının Sırrı Süreyya Önder’in cenaze töreninde yapılmış olmasının “yeni çözüm süreci” yürütülen DEM Parti/Kürtler ile CHP’nin arasını açmayı hedeflediği açıktır. CHP ile DEM Parti’nin arasına nifak sokulmadıkça “çözüm sürecinin” iktidarı güçlendiren süreç haline getirilmesi kolay görünmüyor; zira Kürtler siyasetin dengesini değiştiren kuvvet ve her tarafın kendi yanına çekmeye çalıştığı bir konjonktür yakalamış durumdalar.
İstersek öldürtürüz
Saldırıda kullanılan kişinin profili (çocuklarını önce kurşunlayıp sonra bıçaklayarak katleden bir psikopat katil), verilen mesajın iddiasının büyüklüğünü gösteriyor: Bu yalnızca bir uyarıydı, isteseydik öldürtürdük, elimizde saldırılarda kullanabileceğimiz bu profilde çok sayıda cani var. Mesajı veren operatör Özgür Özel’in korkup geri adım atacağını düşünüyor olabilir mi? Muharrem İnce’de işe yaramıştı, Ö.Özel’de niye yaramasın diye düşünmeleri çok muhtemel. Kontrgerilla (Gladio) tarzı siyasetin merkezinde katliam, cinayet, para, tehdit ve şantajın yer aldığı unutulmamalıdır. Saldırıyla verilen mesaj yalnızca CHP genel başkanına değil, başka siyasetçilere ve iş çevrelerine de verilmiştir: Ana muhalefet liderine böyle bir caniyi saldırtanlar bize neler yapmaz ki?
CHP’ye dönük dört koldan saldırılar yapılırken Kürtleri oyun dışı tutmaya dönük titiz bir çaba içindeler. Devlet Bahçeli’nin CHP’nin adını anmadan saldırıyı sözde kınarken hastalığına rağmen TBMM’de Sırrı Süreyya Önder’in anma töreninde poz vermesi bu çabanın parçasıdır. Toplumsal muhalefetin birleşmesi iktidarın en istemeyeceği şeydir, hele ki şu kriz günlerinde. CHP’nin uzun yıllardır Kürt Sorununda inandırıcı bir siyaset ortaya koyamaması, yerel seçimlerde yakalanan yakınlaşmanın çok yeni olması ve iktidar tarafından sürekli darp edilmesi ve CHP içinden de Kürtleri rahatsız eden çıkışların sürmesi (Mansur Yavaş gibi) iktidarın işini kolaylaştırıyor. Sırrı Süreyya Önder’in ardından CHP içinde Ümit Özdağ’dan daha fazla Kürt alerjisine sahip faşizan karakterler olduğu bir kez daha görüldü.
Derlenip dürülmesin bayraklar…

Bir yandan da iktidardan yumuşama, geri adım atma veya hukuk sınırlarına dönme sinyalleri almak için radarlarını sonuna kadar açıp parazit seslerini dahi hayra yoran siyasal yorumcular var. Evet, iktidar sıkışmış durumdadır. Ancak sıkışmışlığı geri adım atarak değil her faşist iktidarın yaptığı gibi baskıyı, şiddeti, hukuksuzluğu, cinayetleri arttırarak atlatmaya çalışacaktır. Bu iktidarın sıkıştığında nereye kadar gidebileceğini 2015 Haziranı sonrasında beş ay içindeki katliamlara bakarak tahmin edilebilir.
CHP’nin iktidarın operasyonları karşısında dağılmaması için “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya da hiç birimiz” dizesine, faşizme karşı mücadelenin ünlü dörtlüğünü de eklemesi zorunlu görünüyor: “daha o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar/ Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır/ Safları sıklaştırın çocuklar/ bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır”.
Not: sosyalistlerin sürece müdahalesine dair tartışma için son iki yılı, özellikle 1 Mayıslardaki hali masaya yatırması gerekiyor. Bu ayrı bir yazı konusu.
————————————–
* elime verdiğim küçük bir zarardan dolayı bir süredir yazamadığım yazılarıma yavaş yavaş da olsa devam edebileceğim.
Samut Karabulut
Yorum bırakın